Yağız Kutay Yazdı: “Tasarrufsuzluk Kültürü…”

Merhabalar,

Türkiye, Çin, Almanya ve ABD gibi ülkelerde bireysel tasarruf oranları, her birinin ekonomik ve kültürel dinamikleriyle şekillenmektedir. Çin’de aileler, gelecek nesiller için güvenlik sağlama amacıyla yüksek oranda tasarruf yaparken, Almanya’da güçlü sosyal güvenlik sistemleri ve finansal bilinç, istikrarlı tasarruf alışkanlıklarını desteklemektedir. ABD’de ise tüketim kültürünün yaygınlığı düşük tasarruf oranlarına yol açsa da, 2008 finansal krizi sonrası daha muhafazakar finansal planlamalar görülmüştür. ABD’de Avrupa’ya oranla sosyal yardımların kısıtlı olması sebebiyle bireysel yatırım ve tasarruf bilinci daha yüksek. Çalışma dönemindeki her Amerikalı maaşının belli bir kısmını düzenli olarak borsaya yatırım yaparak kendi emeklilik planlarını kendi yatırımlarıyla planlıyorlar. Zira hane halkının %50’si borsa yatırımcıyken; Türkiye’de bu oran %10’un altında.

Türkiye’de ise ekonomik belirsizlikler ve yüksek enflasyon, düşük tasarruf oranlarına neden olurken, devletin teşvik programları bu oranları yavaş yavaş artırmaya başlamıştır. Bu çeşitlilik, tasarruf oranlarının sadece ekonomik koşullarla değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.

Tasarruf yapmanın bir yeti olduğunu ve toplumun kültürünü oluşturan genlerinde saklı. Türkiye ve tasarruf bir araya gelmeyen iki kelimeydi hep. Özellikle bir konuğa gösterilen teveccüh artmazsa yetmez mantalitemiz gurur duyulası olsa da tasarrufsuzluk başımıza bela oldu.

Bireylerdeki tasarruf iradesizliği hem kamuya hem de özel sektöre sirayet ediyor şüphesiz ki. Sonuçta bu toplumu oluşturan bireyler tasarruf yapma alışkanlığı edinmezse şirketler, devlet kurumları nasıl yapacak?

2002 KRİZ VE ENFLASYONLA MÜCADELE YILI

Türkiye yakın geçmişte bu kabuğu kırmaya kısa süre de olsa niyetlendi. Saman alevi gibi olmasa bugün başka noktada olabilirdik.

2002 yılı, Türkiye ekonomisi için oldukça kritik bir dönemdi. Ülke, ciddi bir ekonomik krizin etkileriyle mücadele ediyor ve yüksek enflasyon oranları ile boğuşuyordu. Bu bağlamda, hükümetin aldığı tasarruf tedbirleri büyük önem taşıyordu. 2002 yılında yayımlanan Başbakanlık Genelgesi (2002/45 sayılı), bu tedbirlerin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Genelge, kamuda harcamaların kontrol altına alınması ve daha verimli bir bütçe yönetimi sağlamak amacıyla çeşitli kısıtlamalar getiriyordu. Özellikle kamu kurumlarının gereksiz harcamalarını kısma, enerji tasarrufu yapma ve genel olarak daha az kaynakla daha fazla hizmet üretme hedefleri öne çıkıyordu.

Türkiye’nin 2002 yılındaki enflasyonla mücadelesi, genelgenin yanı sıra Derviş’in başlattığı bir dizi ekonomik reformu da beraberinde getirdi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığının güçlendirilmesi, para politikalarında şeffaflığın artırılması ve fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik adımlar atıldı. Ayrıca, mali disiplinin korunması, vergi tabanının genişletilmesi ve yapısal reformlar ekonomik istikrarın sağlanmasında kilit rol oynadı. İlerleyen yıllarda bu politikaların etkisiyle enflasyon oranlarında önemli düşüşler görüldü ve ekonomi stabil bir büyüme patikasına oturdu. Sonradan olanlara hep birlikte şahit olduk. Ancak hükümet bazı ekonomik problemleri aşmak istiyorsa ilk kurşunu kendisi atmalıydı. 2002’de böyle oldu. Genelge ile getirilen tasarruf tedbirleri, ekonomik reformlarla birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik dönüşümünde önemli bir yere sahiptir. Bu süreç, aynı zamanda Türkiye’nin kriz yönetimi ve politika yapma kabiliyetini de göstermesi açısından çok önemli. Biz sorun yaratma konusundaki kabiliyetleriyle öne çıksak da çözme konusundaki iradeyi de hatırlamak gerekir. (Yoksa Çiller döneminden beri açıklanan tasarruf paketleri yalnızca kağıt israfı yapılıyordu…)

ŞİMŞEK’İN TASARRUF DEFTERİ

Son günlerde gözümüz kulağımız pazartesindeydi. Kamuda uygulanacak tasarruf tedbirleri sonunda açıklandı:

  1. Yeni araç alımı ve kiralaması 3 yıl boyunca durdurulacak.
  2. Yabancı menşeili araç kullanımı sonlandırılacak.
  3. Kamuda yeni bina alımı ve yapımı 3 yıl süreyle durdurulacak.
  4. Kamuda personel servisleri, toplu taşıma olan yerlerde sonlandırılacak.
  5. Kamuda yönetim kurulu ücretlerine üst sınır getirilecek.
  6. Kamuda enerji verimliliği artırılacak, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine yönelik tasarruf planları uygulanacak.
  7. Kamu kurumlarından ajanda, takvim gibi eşantiyonların verilmesi yasaklanacak.
  8. Kamu alımları merkezi bir sistem üzerinden yapılacak.
  9. Mobilya ve demirbaş alımları 3 yıl süreyle durdurulacak.
  10. Mal ve hizmet alım ödeneklerinde %10, yatırım ödeneklerinde ise %15 kesinti yapılacak.
  11. Hizmet içi eğitimler oteller yerine kamu tesislerinde gerçekleştirilecek.
  12. Yurtdışı görevlendirmeler sınırlandırılacak.
  13. Kamuda LED aydınlatma dönüşümü yapılacak.
  14. Temsil ve tanıtma ödeneklerinde %25 kesinti yapılacak.
  15. Kamu yatırımlarında yeni projeler alınmayacak, mevcut projeler önceliklendirilecek.
  16. Kamu ihale, yönetişim reformları ve vergi adaleti gibi alanlarda çalışmalar devam edecek.
  17. Tasarruf tedbirlerine uyum denetlenecek ve ihlallerde idari yaptırımlar uygulanacak.

Taşıt, enerji alım, haberleşme, tanıtım, lojman ve sosyal tesis giderleri 2023 ilk 3 ayında 5,5 milyar TL iken, bakan Şimşek’in tasarruf vurgusu yaptığı 2024’ün ilk 3 ayında 34,7 milyar TL’ye yükseldi.

Bakalım “tasarruf genelgesi” sonrası 2023 rakamını yakalayabilecek mi?

Zanka TV yayındaki derlemede daha detaylı görmek mümkün. Tablo aşağıda:

Kamuda açıklanan tasarruf tedbirleri önemli adımlar içermekle birlikte, yetersiz kalmaktadır. Özellikle davet usulüyle yapılan kamu ihalelerinin sürdürülmesi, şeffaflık ve rekabet ilkelerine aykırı bir durum oluşturmakta ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını engellemektedir. Ayrıca, kamu görevlilerine verilen yüksek miktardaki harcırahlar ve lüks harcamalar gibi konularda herhangi net bir sınırlama getirilmemiş olması, tasarruf tedbirlerinin samimiyetini sorgulatmaktadır. Gerçek bir tasarruf ve mali disiplin sağlamak istiyorsa, devletin bütçesini suiistimal eden bu tür uygulamalara son verilmesi gerekmektedir. Bu tarz adımlar atılmadıkça Aziz Yıldırım’ın başkan adaylığı konuşması kadar bile ses getirmezsiniz.

Yağız Kutay Işık

 


İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: 'Friedman'dan krize; Enflasyon ve para arzının dansı...'Yağız Kutay Yazdı: ‘Friedman’dan krize; Enflasyon ve para arzının dansı…’

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: 'Açgözlülük Ekonomisi...'Yağız Kutay Yazdı: ‘Açgözlülük Ekonomisi…’

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: 'Dayak arsızı bütçe...'Yağız Kutay Yazdı: ‘Dayak arsızı bütçe…’

İLGİLİ HABERYağız Kutay Yazdı: Yağız Kutay Yazdı: “Futbol Takımlarımız Satılacak mı?”


Güncel haberler için bizi takipte kalmayı unutmayın!

Yorum yapın